uzaydan gelen kule

Kendi dillerinde D303 olarak isimlendirilmişti ama dünyada Hakan olarak tanınıyordu. Hakan Artık görevini tamamlamak üzereydi. Hemşehrilerinin gelişi için tüm ortamı hazırlamış ve onların işlerini mümkün olduğunca kolaylaştırmıştı. Hemşehrileri inişi tamamladıktan sonra kuluçka süresi başlayacak ve kuluçka aşamasında artık E100'ler ve G100'ler devreye gireceklerdi. Kuluçka süresince herşeyin yolunda gitmesi için insanların hiç bir şeyden haberdar olmamaları gerekiyorlardı.

Peki ya sonra? Dünya gezegeninde yaşam tamamıyla sömürülene kadar hemşehrileri burada yaşayacaklardı. 

Birden aklına İpek geldi. Karısı İpek..7 yaşındaki oğlu Mete.. Hepsi yok olacaktı. 

Bir ailesi olması, bir işi, bir dünyalı gibi hayatı olması gerekiyordu. Onlar gibi olmak için de onlar gibi sevinmesi, üzülmesi, korkması, kızması, herşeyi ile onlar gibi davranması gerekiyordu. Böylece hiç fark ettirmeden hemşehrilerinin gelişi için hazırlıklarını tamamlayabilirdi.

Kamufle olmak için binalara benzeyen uzay gemisi, inişini temeli kazılmış boş arsaya yaparken Hakan yada asıl ismiyle D303, neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar veremiyordu. Rol yapmak ve taklit etmek zorunda olduğu bu hayattan çok zevk almıştı. Hayatından memnundu. Başka gezegenlerde de görev almıştı ama hiç böyle hissetmemişti.

Neyse..Sırada başka bir gezegen vardı artık.

 

 

Görselin kaynağı:http://www.cgarchitect.com/2013/09/flyingarchitecture